Market veya Süpermarket Açmak İstiyorsanız Okuyunuz!!

Alışveriş merkezleri ve zincir yatırımlar, son yılların parlak yatırım alanı.
Sektör Avrupa’da doyum noktasına ulaştı. İlgi gelişmekte olan ülkelere kaydı.
Türkiye’de gelişmekte olan ülkelerden olduğu için cazipliğini koruyor. Sektöre
girmiş onlarca şirket zincirlerini yeni halkalarla büyütüyor. Sektör tam
anlamıyla baş döndürücü bir hızla yükseliyor. Hemen her gün yeni bir alışveriş
merkezi projesi başlıyor.

 

 

Türk yatırımcısının ilgisini çeken
alışveriş merkezlerine şimdiye kadar 1 milyar dolardan fazla yatırım yapıldı.
100’den fazla çok büyük çapta alışveriş merkezi faaliyette. Bir bu kadar
merkezin yapımı devam ediyor. Daha da ilginci 100 civarında yeni alışveriş
merkezi  projesi üzerinde çalışılıyor. Tepe, Migros, Bayraktar, Egs, Özdilek,
Yimpaş, Gima, Tansaş, Beğendik flaş yatırımcılar olarak öne çıkıyorlar.

 

Sektörün önü açık. Nüfusa ve gelir
dağılımına göre değişen tüketici tercihlerinin ortaya çıkardığı talep, yeni
yatırımları da hızlandıracak durumda. Yani krizlere karşı en dayanıklı
sektörlerden birisi sayılan perakendeciliğin yeni gözde mekanları alışveriş
merkezlerine en az 2-3 milyar dolar civarında bir yatırım için menzil var.

 

Sosyal
yaşamda kültürel gelişmeler ve görgü faktörü, ekonomik yaşamda gelir ve zaman
faktörü nedeniyle iki yönlü olarak ortaya çıkan gelişmeler birçok olay gibi
“tüketim alışkanlıklarını da” değiştiriyor. Alışverişte modernlik demek,
alışveriş merkezlerinden alışveriş demek. Bu kaçınılmaz bir gerçek.

 

Türkiye bu gelişmeye ayak
uydurmuş  görünüyor. Giderek daha fazla sayıda ev hanımı arabasına atlayarak
alışveriş merkezlerine gidiyor. Çalışan kadın sayısı çoğalıyor. Böylece ailenin
alışveriş ihtiyaçlarına ayırabileceği zaman daralıyor ve bir seferde mümkün
olduğu kadar fazla ihtiyacı karşılayacak alışverişin, mümkün olduğu kadar kısa
sürede yapılması gerekiyor. Bunu da alışveriş merkezleri, çok çekici bir biçimde
sağlıyor. Çocuklarla ilgileniyor, temiz mekanlarda iklim koşullarından
etkilenmeden güvenli tüketici haklarını gözeten kurallar içinde alışveriş
olanağı sağlıyor. Daha da ileriye gidiyor, alışverişi bir  azap, bir zaman kaybı
olmaktan çıkarıyor. Merkezlerdeki sinema, konser salonları, imza günü, konferans
gibi etkinliklerle işi eğlenceli hale getiriyor. Merkezler bir anlamda sosyal
buluşma mekanları haline geliyor.

 

Türkiye’de perakende piyasasının
büyüklüğü 40 milyar dolar civarında. Büyük bir pasta. Ama bu pastadan bakkallar
ve toptancılar % 85 gibi büyük bir pay alıyorlar. Durum böyle fakat, gelişmeler
işlerin giderek değişeceğini gösteriyor. Hiper ve süper marketlerin satışları,
toplam sektör satışları içindeki payı yıllık bileşik yüzde 20 artarak 1990-96
döneminde % 6’dan % 15’e yükseldi. 2002 yılında bu payın % 25’e ulaşacağı tahmin
ediliyor. Bu gelişme dünyanın geçtiği köprüden Türkiye’nin de geçeceğinin bir
alameti olsa gerek.

 

TÜRKİYE’DE
TARİHÇESİ

 

Türkiye’de marketçiliğin hikayesi
1950’li yılların ikinci yarısında Migros ve Gima’ nın kuruluşu ile başlıyor.
Bakkalların da sinekli bakkaldan, raf düzenine ve teknik donanımına kadar iç
düzenlemeye dikkat eden dükkanlar haline gelmesi de bu tarihlere rastlıyor.
Migros 1955’te yüzde yüz İsviçre sermayesi olarak İstanbul’da, Gima da bir
devlet kuruluşu olarak Ankara’da ilk mağazasını açtı. İsviçre’ li sermaye
1960’daki askeri darbeden etkilenip Migros’ u Koç’a satarak çekiliyor. 1990
yılına kadar bu iki girişimin dışında marketçilik alanında ciddi bir girişim
olmuyor. İstanbul Büyük Şehir Belediyesi ile Fransız ortaklığı Merter’ de 1990
yılında hipermarket açmak için bir araya gelmesi marketçilik alanında bir
atılımın başlangıcı oluyor.

 

TÜRKİYE VE DÜNYA
KARŞILAŞTIRMASI

 

Türkiye’de süper ve hipermarket
zincirinin dört-beş yıllık bir geçmişi var. Günümüzde 30-40 yıllık geçmişi olan
büyük Amerikan perakendecileri dünya çapında 1000 halkalı zincirlere
ulaştıklarını düşünürsek bizim daha ne kadar işin başında olduğumuz anlaşılır.
En büyük ve en yaygın zincir olan kuruluşun bile toplam iki yüze yakın mağazası
var. Yerli girişimcilerin, yılların deneyimini biriktirmiş dünya markalarından
know-how transferine gereksinim duydukları kesin. Hangi malların yan yana
sergileneceği konusunda örneğin Fransa’daki standart Türkiye’de
çalışmayabiliyor. Düzenlemenin mantığı ülkelere göre farklılık gösterebiliyor.
Ancak burada önemli olan en azından bu tip düzenlemelerin satış üzerindeki
etkisinin büyük olduğunun artık Türkiye’de kavranmış olması. Türkiye gıda
perakendecilerinin bir bölümünde kullanılan teknoloji Avrupa’nın  pek çok
ülkesine göre daha iyi. Her şeyin daha çok yeni olması nedeniyle bizim
marketçiler kasalarda, terazide ve güvenlik sistemlerinde en son ve en iyi
teknolojiyi kullanıyorlar.

 

Mal çeşidi açısından bir
karşılaştırma yaparsak Türkiye’de bir süpermarkete gittiğiniz zaman
bulabileceğiniz mal çeşidinin de yurtdışındakinden pek bir farkı kalmadı.
Avrupa’da ortalama bir hipermarkette 40-45 bin çeşit mal bulunuyorsa, Türkiye’de
de bir o kadar çeşit var. Büyük alışveriş merkezlerinin seslendiği kitle
Türkiye’nin gelir dağılımının ilk yüzde 20’si. Süper ve hipermarket müşterisi
olan bu yüzde 20’lik  kitlenin alışveriş kültürü Avrupalı ile aynı. Avrupalı
alışverişte neye dikkat ediyorsa onlar da ona dikkat ediyor: kaliteye, fiyata,
satış sonrası hizmete, kullanım tarihlerine ,hatta konserve gıda maddelerinin
içerdiği katkı maddelerine kadar. İade yapacağı zaman başına ne geleceği onun
alışveriş tercihini etkiliyor. Araba ile ulaşabilmek, park yeri bulabilmek, kasa
önünde fazla beklememek, mekanın geniş olması, havalandırmanın iyi olması gibi
unsurlar önem taşıyor.

 

Şehir planlamalarının kötü yapıldığı
büyük şehirlerde merkezlerde bir hipermarket açmak çok zor. Bulunsa bile çok
fahiş fiyatlar göze çarpıyor. Bir başka sorunda açılan alışveriş merkezlerinde
bir an önce yer kapmak gerekliliği. Gıda perakendecilerinin hemen hepsi  yeni
mağaza açmak derdinde. Ancak yer büyük sorun.

 

Hiper ve zincir market gibi büyük
ölçekli perakendecilerin tüketici tarafından tercih edilmesinin en büyük nedeni
artık tanınan ve güvenilen, markalı ya da markasız, ucuz ancak kaliteli olarak
algılanan ürünler satması.

 

Yeni açılan hipermarketlerde fiyat ve
ürün çeşitliliği konusunda da rekabet edemeyen küçük perakendeciler dayanışma
için kendilerine yeni yollar arıyorlar. Daha az sayıda markanın bulunduğu ve
daha az servis sunulan indirim marketleri bunlardan birincisi.

 

Araştırmalara göre zincir ve
hipermarketler arasındaki en büyük fark, alışveriş sıklığı. Hipermarketlerde
hafta sonu, zincirlerde ise hafta içi daha yoğun oluyor. Tüketici yönünden
bakacak olursak zincir marketlere ev hanımları daha yoğun ziyaret
gerçekleştirirken, hipermarketlere beyler daha yoğun uğruyor. Bunun nedeni hafta
sonunu gezmek ve erkeğin hegemonyasında alışveriş yapmak. Yani hafta sonları
erkeklerin kararı daha çok alışverişte hissediliyor. Zincir marketlere
kadınların daha çok uğramasının nedeni şehir merkezlerine yakınlığı.

 

Hipermarketlerin en büyük
özelliklerinden biride çok promosyon yapması. Bizim tüketicimiz için zaten en
cezbedici olaylardan biride bu.

 

PERAKENDECİLİKTE SORUNLAR

 

Perakende
sektöründe en büyük sorun kalifiye eleman eksikliği. Sektörde artan rekabet
ortamından bile büyük bir sorun.   Yüksek eleman dönüş hızı, elemanların
eğitilmesi gibi sorunlar en büyük sorunlar olarak  karşımıza çıkıyor.
Birde Türkiye’de perakendeciler yeterince araştırma yapmıyor. Buda sorunlar
ortaya çıktığında geri kalınmışlığa yol açıyor. Bu nedenle müşterileri hakkında
çok az şey biliyorlar. Perakendeciler müşterileri hakkında sadece tahminde
bulunabiliyorlar. Perakendeciler her yıl plan yaparken kazanıp kazanmadıklarına
değil daha neler kazanabileceklerine bakmalıdırlar. Buda hangi müşteri kitlesine
ağırlık verilmesi gerektiğinin bulunması ile olur. Yani başarının sürekli olması
gerekmektedir. Ayrıca çağımızın iletişim aracı olan internet tam olarak
alışveriş merkezlerinde kullanılmıyor. İnterneti kullanma konusunda  en iyi
örnek olarak  Migros gösteriliyor. Ayrıca Migros sanal alışveriş merkezi adı
altında internetten alışveriş yapma imkanını tanıyor.

 

Birde perakendecilerin karşısına
enflasyon önemli bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Perakendeciler ticaretten
değil ellerindeki nakti gecelik faize yatırarak enflasyona karşı durup para
kazanabiliyorlar. Türkiye alışveriş sektöründe meydana gelen global rekabet
ortamında yok olmamak için evvela ne kadar güçlü olup olmadığını bilmelidir.
Departman yöneticilerinin çok acil yetiştirilmeleri gerekiyor. Bir sorun daha
var ki çok önemli. O da alışveriş yapacağımız yerlerde yaşayacağımız park
sorunu. Gerçi Türkiye’de perakendeciler bu sorunlarının önemli bir kısmını
tamamladılar ama yine de eksik kalıyor.

 

YATIRIMIN NEDENİ

 

Araştırmalara göre Türkiye’de
perakende pazarının büyüklüğü 40 milyar dolar civarında. Ama bundan en büyük
pastayı bakkallar ve perakendeciler alıyor. Yalnız bu durum değişeceğe benziyor.
Çünkü hiper ve süpermarketlerin satış yüzdeleri % 6’dan % 15’ e yükseldi. Bu
gelişme Türkiye’nin bu pazarda gelişeceğinin bir alameti olsa gerek. En iyi
yatırım merkezi olarak da İstanbul gösteriliyor. Çünkü İstanbul toplam nüfusun %
25’ini barındırıyor. Toplam ulusal gelirin % 50 ‘si ise burada harcanıyor.
İstanbul orta ve alt- üst  gelir seviyesindeki insanları bir arada barındırması
ve yatırım olanaklarının fazla olması nedeniyle en çok tercih edilen il
konumunda. Ayrıca dünyanın tercih ettiği merkezlerin burada oluşu yatırımı
etkileyen diğer bir neden. Şu anda yapılan projelerin bir çoğu da İstanbul’da
yer alıyor.

 

Ama Anadolu’da da  yatırım çok harika
bir şekilde açıldı. Bu yatırımların en güzel örneklerini Yimpaş, Afra, İsmar,
Özdilek, Adese, Hama,Çetinkaya, Genpa, Üçgen gibi firmalar başı çekiyor.

 

ALIŞVERİŞ YAPARKEN NELERE DİKKAT
EDİLİYOR

 

Fiyatların uygunluğu, bedelinin
karşılığını almak, alışveriş yerinin temizliği, kaliteli ürünlerin satılması,
iyi ve güler yüzlü alışveriş, ürün çeşitliliği, farklı maddelerin bulunması,
ulaşım kolaylığı, eve yakınlık, firmanın tanınmışlığı, alışveriş yerinin
modernliği, ayak alışkanlığı, arkadaş tavsiyesi, satıcının tanıdık olması,
kredili alışveriş imkanı alışveriş yaparken müşterilerin en çok dikkat ettiği
hususlar olarak gösteriliyor.

 

TÜRKİYE’DE ALIŞVERİŞ YAPILAN YERLER VE
YÜZDELERİ

 

Bakkal ve market:  % 66

 

Alışveriş merkezi:   % 11

 

Pazar:                    %
41

 

Toptancı:                %
7

 

Süpermarket:         % 39

 

Butik:                      %
7

 

Kasap:                   %
21

 

Parfümeri:              %
5

 

Manav:                   %19

 

Eczane:                  %
13

 

Hipermarket:         % 11

 

( YÖNTEM ARAŞTIRMA )

 

SATIN ALMA
KARARLARINDA ALIŞKANLIKLARIMIZ

 

Kadın ve
erkeğin satın alma kararlarında etkileri mal gruplarına göre değişiyor. Giyimde,
yiyecek, içecek, temizlik malzemeleri, çocuklara oyuncak seçimi, bakım ürünleri
konusunda kadınlar daha etkin. Ancak elektrikli ev eşyaları, dayanıklı tüketim
malları erkeklerin hakimiyetinde.

 

Alışveriş yapma kararlarında % 97
oranıyla alışkanlıklarımız yer alıyor. Alışveriş yerinin ve fiyatların uygunluğu
alışverişte ilk sıralarda yer alıyor. Alışverişte tüketicilere etkileyen en
büyük etken fiyat- kalite uygunluğu. Bunu alışveriş yerinin temizliği, kaliteli
ürünlerin satılması izliyor. Marka en büyük etkenlerden biri. Tüketiciler
markaya çok önem veriyor. Birde indirimlere çok dikkat ediliyor. Promosyonlarda
dikkat edilen bir başka husus.  Tüketimde belirlenen en yeni eğilimde kredi
kartı eğilimi. Mağazalar gittikçe kredi kartı ile satış yapmayı
yaygınlaştırıyor.

 

Alışveriş merkezleri ailenin tüm
bireylerine hitap ettiği için daha çok tutuluyor. İçinde kültür, eğlence, ve
yemek olan mekanların çekim güçleri hipermarketlerden çok daha fazla.
Hipermarketler daha çok hızlı tüketilen malların satıldığı noktalar olmasına
karşın alışveriş merkezleri ortak yaşam merkezleri olarak görülüyor. Yalnız
alışveriş merkezleri çok araştırma yapmak zorunda. Hangi müşteriye hitap
edeceğini, hangilerini önemseyeceğini, hangilerini gözden çıkarıp, hangilerini
kazanacağını bilmek zorunda.

 

KRİZLER

 

Modern dünya’ da
perakendeciliğin yeni mekanları alışveriş merkezleri. Perakendecilik krizlerden
etkilenmeyen hatta krizlerden bir çıkış yolu arayan yerler olarak gösteriliyor.
Krizler sonucu ortaya çıkan stok artışı perakende sektörü için pek bir sorun
oluşturmuyor. Mesela Türkiye 1994’te çok önemli bir kriz yaşadı. Türkiye bu
krizde % 6 küçülürken Migros % 6 ciro artışı sağladı. Yatırımlar en çok zaten bu
sektörde yoğun olarak yapılıyor.

 

BİZE GÖRE

 

Uzmanlara
göre Türkiye’de perakendecilik sektörü henüz doygunluğa ulaşamadı. Büyük
mağazaların açılmasına yönelik eğilim sürüyor. Ticaretin böyle yönlenmesi
geleneksel tüketici eğilimlerinin de değişmesine yol açıyor. Birçok
Avrupa ülkesinde dev mağazalar ve hipermarketler doygunluğa ulaştı. Şimdi daha
küçük mağazalara eğilim başlıyor. Hiper, zincir ve süpermarketlerin gözdesi
İstanbul. Ancak Anadolu’ya da hızla yayılıyor. İstanbul şu anda belirli bir
doyum noktasında bulunuyor. Ankara ve İzmir gibi şehirler daha doyum noktasında
değiller.   Rekabetin çok keskin olamaması süper marketleri üretici ve tüketici
karşısında şanslı kılıyor. Hatta üreticilerin arasında raf kavgalarının
yaşandığı oluyor. Marketler üreticiden uzun vadeli mal alıyorlar, ancak nakit
para toplamak gibi bir avantajları var. Bu avantajı da en iyi şekilde
kullanıyorlar. Yani ticaretin ve kazanmanın en önemli kurallarından olan alırken
kazanma prensibini en iyi şekilde uygulayan sektör diyebiliriz.

 

Ancak rekabetin olmadığı
yerlerde durum böyle oluyor. Rekabetin kızıştığı yerlerde para repo ve borsadan
değil, hizmetin kalitesinden kazanılacak. Alışveriş merkezi ve perakendecilikte
büyük bir yatırım alanı var. Ancak yatırımlarda yer ve yönetim yanlışları
yapılıyor. Perakendeciler tüketimi arttırmak için normal şartlarda insanları
tasarruftan uzaklaştırmaları gerekiyor. Tabii ki bu faiz ortamında bunu yapmak
bayağı zor. Ama bunun en kolay yolu insanları şirkete ortak yapmak gibi
gözüküyor. Çünkü insanlar parasının bir işe yaradığının farkına ancak böyle
varabiliyor ve ortak oldukları yerden alışveriş yapmayı tercih ediyor. Alışveriş
merkezlerinde görülen en büyük eksiklerden biride halkla ilişkiler ve personel
yönetiminin yetersizliği. Oysa alışveriş merkezleri daha çok bu alanlara ağırlık
vermelidirler. Çünkü bir zaman rekabet ortamı gelecek ve rekabet ortamı
geldiğinde bu alanlara yeni geçmek zorunda kalacaklar. Ancak tabii ki buda
kazanılan bazı şeyleri kaybettirecektir.

Toplam 100 100 100
Hiper,
Zincir,&SPM
17.4 24.4 28
Hipermarket
2500+m
2.9 4 8.8
Büyük Süpermarket
1000-2499m
2.7 4.3 5.2
Küçük
Süpermarket400-999m
4.2 6.2 5.2
Süpermarket
100-399m
7.6 9.9 8.8
Market 15.9 15.3 16
Bakkal 66.7 60.3 56

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

© 2014 Bimomak Bilişim - Hızlı Satış Programı I Barkod Programı I Barkod Sistemi I Market Programı I Fatura ProgramıI Barkod Sistemleri Frontier Theme